Kardeşini Uyarma Usulü

Hata ve kusur insanoğluna mahsustur. Kişi kendi kusurlarını gidermeye çalışmalı, arkadaşlarında gördüğü kusurları başkalarının yanında ifşa etmemeli, arkadaşının kusurunu özel dairede kendisine söyleyip uyarmalı, düzeltmesine çaba sarf etmelidir.

İSMAİL İHTİYAR

Hata ve kusur insanoğluna mahsustur. Kişi kendi kusurlarını gidermeye çalışmalı, arkadaşlarında gördüğü kusurları başkalarının yanında ifşa etmemeli, arkadaşının kusurunu özel dairede kendisine söyleyip uyarmalı, düzeltmesine çaba sarf etmelidir.

Mus’ır b. Kuddam’a “Sana kusurlarını söyleyen kimseyi sever misin?” diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: “Bana kusurlarımı gizlice söylerse, ne güzel; eğer halkın içinde beni ayıplarsa, onu sevmem.” (Ebu Talib el-Mekki, Kutu’l-Kulub, 4/338)

Hatalarını Düzelt!

İnsanoğlu nefsani arzuların peşine düştüğü müddetçe hata yapar, günaha düşer. Kişiye düşen görev; hata yaptığında pişman olmak, günahlarına tövbe etmek, yaratıcısına karşı kulluk görevini hakkıyla yerine getirmeye çaba göstermektir. Hatalarını düzelten, Rabbine itaatkar olan kul mutlu olur ve daima huzur bulur. Seri-i Sakati (k.s) şöyle der: “Şu beş şey çok güzeldir; günahlara ağlamak, hataları düzeltmek, görünmeyenleri bilen yüce Allah Teala’ya itaat etmek, kalpleri kirden temizlemek, canının her arzuladığı şey için bir yol aramamak.” (İmam Beyhaki, Kitabu’z-Zühd, s.147)

Sövene Dilsiz Gerek

Bir kimseye hoşlanmadığı bir davranış yapıldığında öfkelenebilir, karşılık vermek isteyebilir. Böyle bir durumla karşılaşan müminin yapması gereken şey öfkesine hakim olması, karşılık vermemesi, yapılan hareketi hatırladığında yapan kişiye sövmemesidir.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2018 sayısında.