Fetih

İslam’ın sancaktarlığını yapan bu toprakların sahipleri, yüce milletimiz; asırlar boyunca dinine, vatanına, istiklaline, bayrağına, ırz ve namusuna bağlı kalmıştır.

DR. HÜSEYİN OKUR

İslam’ın sancaktarlığını yapan bu toprakların sahipleri, yüce milletimiz; asırlar boyunca dinine, vatanına, istiklaline, bayrağına, ırz ve namusuna bağlı kalmıştır. Kutsal değerlerini ayakta tutmak, Allah’ın adını her yere ulaştırmak için akından akına, zaferden zafere koşmuş, mukaddesat yolunda ölmenin dünyada erişilebilecek en yüksek rütbe olduğunu bilmiştir. Bu hususta Allah (c.c) onlar için, “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.” (Al-i İmran, 169-170) buyurmuştur.

Alnını secdeye koyduğu vatanı uğruna bu millet, iman ve Kuran’dan aldığı güç sayesinde karşısında hiçbir engel tanımamıştır. İnananı zafere götüren güç, vatan uğruna ruhu feda etmenin yani şehadetin en yüksek mertebe sayılmasındandır. Çünkü vatan sevgisi imandandır. Vatana, dine, istiklale uzanan el; şeref ve haysiyete, ırz ve namusa, imana uzanan eldir. Vatanın çiğnenmesi dinin, imanın ve bütün kutsal değerlerin ayaklar altına alınıp çiğnenmesi demektir. Tarih boyunca milletimiz var olabilmenin bedelini ödemiş ve bizlere hediye etmiştir. Ordumuzun vatan ve millet uğruna mücadele ettiği bu mukaddes davada Allah’tan inayet ve fetih, bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil niyaz eder, gazilerimize de acil şifalar dileriz. Allah, onlardan ve onları yetiştirip büyütenlerden razı olsun.

Allah’a emanet olunuz.