Eşinin Hizmetine Rıza Gösteren Sufi Hanım Meymune (rh.a)

Yeryüzü şüphesiz her zaman genişti ancak sıkıntı ve darlık kişinin iç alemindeydi. Meymune ağabeyinin seyahatlerini ve eşinin ona hizmetlerini iç sıkıntısı yapmazdı. Eğer Meymune tüm bunların iç aleminde sıkıntısını yaşayacak ve zorlukları büyütecek olsaydı bilirdi ki yeryüzü kendisine, eşine ve belki de ağabeyine dar gelecekti. O, sükuneti ve sulhu seçen saliha bir mümindi.

HACER ERDEM

Meymune hicri üçüncü asırda yaşamış, Bağdatlı bir sufi hanımdır. Ağabeyi İbrahim el-Havvas (rh.a) Cüneyd-i Bağdadi’nin (rh.a) talebelerinden ve büyük velilerdendir. Küçük kardeşinin manevi durumlarıyla yakından ilgilenen İbrahim el-Havvas hazretleri onun ilim ve edep sahibi, saliha bir genç kız olarak yetişmesi için gayret göstermiştir. Evlilik çağına ulaştığında ise Meymune’yi, talebesi Hamid el-Esved’le (rh.a) evlendirmiştir. Hamid el-Esved genç yaşta mesafe kat etmiş alim ve salih bir kimsedir. Zaman içinde asrının büyük ariflerinden biri olmuştur.

Meymune, Hakk’a adanmış bu iki büyük zatın yakınında yaşamını sürdürmekteydi. Kocası ağabeyine çok sadıktı. Onun sevgisiyle doluydu. Namazlarda ve sohbetlerde sürekli onunlaydı. Üstelik İbrahim el-Havvas hazretleri, her davete icabet eder, yakın uzak demeden irşat yolculukları yapardı. Hac mevsimlerinde hacca gitmeye özen gösterirdi. Tüm bu seferlerinde Meymune’nin kocası Hamid el-Esved, İbrahim el-Havvas’la yolculuk eder ve şeyhinin hizmetine bakardı. Esasen bir kadının böyle bir yaşam tarzını kabullenmesi ve buna rıza göstermesi oldukça güçtü.

Meymune’nin ağabeyi Şeyh İbrahim el-Havvas esrarlı biriydi. Bazen günlerce bir şey yiyip içmeden yolculuk yapardı. Hamid el-Esved’in ise tahammülü bu kadar kuvvetli değildi. Haliyle şeyhinin yaşantısına ayak uydurmakta zorluk çekiyordu. Bu seferlerden birinde baygınlık geçirecek derecede halsiz kalmıştı. İbrahim el-Havvas talebesine nazar edip şöyle seslendi: “Sufi Hamid! Bu halin nedir? Aç mısın, susuz musun?” Şeyhini gücendirmekten ve şikayetçi konumuna düşmekten oldukça çekinen Hamid’in bu sefer susuzluğa tahammülü kalmamıştı. Mahcup bir sesle “Susuzum efendim” diyebildi. İbrahim el-Havvas asasıyla işaret ederek şöyle seslendi: “O halde şu nehirden biraz su iç, kendine gel.” Esved buna çok sevinmişti. Halsizlikten su kenarına geldiklerini bile fark edemediğini düşündü. Dibi görünen duru ve temiz bir suyun yakınına vardı. Kana kana içmeye başladı.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2018 sayısında.