Üç Katlı Ev

“Hüseyin” diyorum hasta kardeşimin başında, hiç durmadan tekrarlıyorum: Hüseyin! Sanki susmadan adını söylersem yedi yıl sustuklarımı telafi ederim umuduyla yahut susar da adını anmazsam tutunacak dalını yitirip terk-i diyar eder korkusuyla; yorulmadan, gözyaşlarıma aldırmadan söylüyorum; Hüseyin!

RÜMEYSA OĞUZ

Yoldan vızır vızır, rüzgarı delerek geçen arabaların sesi; mahir bir çift elin, piyanonun üzerinde gezinmesiyle havaya karışan güzel bir müzik gibi kulağıma huzurla doluyor. Bu kasvetli büroda kendimi mutlu edecek bir şeyleri daima buluyorum. İnsan istedikten sonra mutlu olmaya sebep çok. Mutsuzluğa da öyle… Ben mesela; sabah işe gelip de büronun kapısından adımımı ilk attığımda cama yönelirim direkt. Kapının hemen karşısında duran, ahşap çerçeveleri eskimiş, yer yer boyası dökülmüş, lekelerle dolu bu cam beni hiç rahatsız etmez. Karşıda tüm modern yapılara direnmek için, yanındaki yüksek binaların arasında sıkışmış gibi görünen; ama inadına onlardan heybetli duran üç katlı eski evin bacasındaki leylek yuvasına bakarım bir müddet. Koca beton binaların arasında, kirli ve isli şehrin ortasında, taşların arasından bitivermiş yemyeşil bir ot gibi görünür o ev bana. Yaşamak ve ölmek gibi gelir o görüntü gözüme. Sonra o üç katlı evde yaşayanları düşünür, mutlu olurum. Onların, bu beton yığınlarının arasında böyle karakterli kalmaları içimde anlatılamaz şevkler doğurur. Masamın başına geçtiğimde en etkili konferanslardan dinleyeceğimden daha büyük bir çalışma azmi ile dolmuş olarak başlarım işlerimi yapmaya.

Siz Bir Ağacın İki Dalı Gibisiniz

İşlerden fırsat bulur da soluklanmak için masamın başından; bu eski, üzeri dosyalar ve evraklarla dolu demir masanın soğukluğundan kaçmak istersem yine o üç katlı evin sıcaklığına sığınırım. Çünkü o ev bana kardeşimi hatırlatır. Kardeşim Hüseyin’i… Yedi yıldır görmediğim, görüşmediğim, konuşmadığım, küs olduğum, özlesem de kimselere yanımda adını andırmadığım, gururuma yedirip de geri adım atmamaktan sebep halini hatırını sormadığım Hüseyin! Ben yüksek binalara benzerim; Hüseyin, onların arasında, onlar gibi olmamaya ant içen, direnen üç katlı ev. Kimselere söylemem de o eve her bakışımda ona “Hüseyin” der, belki de kardeşimin yerine koymamdan mütevellit oraya her bakışımda mutlu olur, her fırsat buluşumda tekrar oraya bakarım.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Şubat 2018 sayısında.