Necmiye Kaşıkçı

63 yaşındaki Samsunlu Necmiye Kaşıkçı kırk yıldır Almanya’da yaşıyor.

SEVDA DUMAN

63 yaşındaki Samsunlu Necmiye Kaşıkçı kırk yıldır Almanya’da yaşıyor. Çoğu gurbetçimiz gibi “Evlatlarımız için az para kazanalım, nasılsa döneriz” umuduyla gittikleri yabancı topraklardan dönemeyişlerini, ilk zamanlarda yaşadıkları dil problemini, memleket hasretini ve orada tutunduğu dergah kapısını samimiyetle anlatıyor.

Kendi Kızımı Tanıyamadım

Almanya’ya 1977’de, birinci ayda geldik. İki kızım vardı; ufağını aldım geldim, büyüğünü memlekette, kaynanama bıraktım. Beyim getirmedi; buranın hayatına, kültürüne alışmasınlar istedi. “Belki bir evimiz olur, gideriz geri” diye düşündü. Büyük kızım üç yaşındaydı o zamanlar. Evladımdan ayrılmak çok zor geldi. Bir de tabii tanıdığımız kimse yok, herkes yabancı, her şey yabancı, ezan yok. Zor günlerdi. Almanya’ya geldikten bir buçuk yıl sonra izne gittim, kendi kızımı tanıyamadım, büyümüş.

Yumurtayı “Gıd gıd gıdak!” Yaparak İstemişler

Yıllar önce gelenlerin, hepimizin ortak sorunu dil bilmemekti. Anlatırlar eskiler; markete gidermiş adam, yumurta alacak ama anlatamıyor tabii derdini. “Gıd gıd gıdak!” yaparak yumurta istermiş bizim Türkler. Et alacaklar, inek sesi çıkararak et istediklerini anlatmaya çalışırlarmış. Soğan alacakları zaman sarımsağın kardeşi diye tarif ederlermiş. Dil bilmemenin meşakkatleri, zaten yabancı olduğun memlekette günlük hayatı daha da zorlaştırıyor. Ben de dil bilmiyordum, hala daha bilmiyorum. Dışarı hep eşimle çıkıyordum.  Çocuklar büyüdü, öğrendi; şimdi onlarla çıkıyorum. O yüzden beni çok zorda bırakacak bir şey yaşamadım dil konusunda. Ama dil bilmeden yaşamak çok zor tabii, bilsem her işimi kendim görürüm. Böyle hep başkasına bağımlı oluyorsun. Bekliyorsun randevu alsınlar, doktora götürsünler diye.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Şubat 2018 sayısında.