Kış Mevsimiyle Gelen

Bu günler o günlerdir, tefekküre çağıran günler... Biraz sıyırıp bizi hengamelerin içinden, içimize çağıran günlerdir.

ZEHRA KORKMAZ

Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anlayacaksın…” (Sezai Karakoç)

Karın yağdığını görünce kış mevsiminin geldiğini anlayacaksın.

Bir gün bakacaksın güneş eskisi gibi şevkli doğmuyor.

Dallar boynunu bükmüş.

Yapraklar kuru.

Serçeler titriyor.

Kış gelmiş.

“Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,

Eşini kaybeden bir kuş

Gibi kar

Geçen ilkbahar günlerini arar…” (Cenap Şahabettin)

Tekkeler Sıcaktır, Mümin Kalpler Gibi

“İçimde kor donar buzlar tutuşur

Yağan ateş midir kar mıdır bilmem.” (Hicrani)

Kış mevsimi zor bir mevsimdir. Tabii öncelerde bugünlere nazaran daha zorlu geçerdi. Bugün yine mahrum olanın mahrumluğunun, garip olanın garipliğinin, yalnız olanın yalnızlığının arttığı bir mevsim kış…

Bembeyaz kar taneleriyle gelse de kış mevsimi gözlerimizin önüne, kış için “kara kış” denilmesi mevsimin bu yönleri sebebiyledir.

İşte bu uzun kış gecelerinde, özellikle tekkeler fakir fukara için bir kurtuluş umudu oluyordu. Yaz gecelerini bir şekilde sokaklarda da geçiren evsiz barksız, kimsesiz kişiler için kış geceleri adeta ölümün diğer adıydı. Yalnızlar daha bir hissederdi yalnızlıklarını, soğuk daha bir işlerdi iliklerine evsizlerin. İşte o vakit umut kapısı idi tekkeler.

Galata Mevlevihanesi’nde bu durumla ilgili şöyle bir hadise yaşanmıştır:

Kasım ayının son günleridir. İstanbul’a ilk kar düşmüştür. Rüzgar, kasırga birbirine girmiştir. İşte böyle bir günde akşam ezanı vakti mevlevihanenin kapıları sürgülenecekken bir evsiz eşiğe dayanıp kapıcıya yalvarır: “Efendi hazretlerine haber verin, maruzatım var.”

Kapıcı ne yapsın, bu saatte misafir gelmiş. Galip Dede akşam namazının ardından evvabin kılmaktadır. Kapıcı biraz ağırdan alır. Adam yalvarışını artırır. Ne çare, “Biraz bekle” diyerek Galip Dede’ye gelir. Efendinin hücre kapısını çalıp destur diler. Olan biteni anlatır.

Şeyh Galip “Buyursun gelsin” der. Adam gelir. Ellerini önünde kenetlemiş, boynunu bağrına indirmiş vaziyettedir. Tarikat ıstılahınca derviş olmak istediğine dair meramını söyler: “Şeyhim izin ver, soyunacağım.”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Şubat 2018 sayısında.