Iskalanmış İyilikler

İnternette rastladığımız bir huzurevi videosunun altına duygu yüklü yorumlar yazıyoruz. Fakat kendi babaannemizi en iyi ihtimalle kandil geceleri arıyoruz. Herhangi bir gün, herhangi bir saatte kapısını çalıp, “Babaanne nasılsın? Seni özledik, çıktık geldik!” demeyi ıskalıyoruz.

GAMZE GÜRLER KIRCILI

Bizim nesil hatırlayacaktır. İlkokulda hayat bilgisi derslerinde sık sık yardımlaşmak ve iyilik yapmak konuları işlenirdi. Bu konuların kapağında da hafızama kazınan tek bir resim olurdu: Karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlı bir teyzenin koluna girip onu arabaların şerrinden korumak.

Bu yüzden midir nedir bilmem, koca bir nesil iyilik yapmayı bu teyzeleri karşıdan karşıya geçirmek zannetti. Az kalsın unutuyordum, bir de pazardan dönen yorgun büyüklerimizin poşetlerini yüklenmek vardı. Sizi bilmem ama benim çocukluğumun bir kısmı, bizim mahallenin yokuşunun başında pazardan dönen bey amcaları, hanım teyzeleri gözlemekle geçti.

Kötü mü oldu peki? Hayır. Elbette bunlar güzel örnekler. Fakat yeterli değil. Daha doğrusu, “iyilik yapmak” yalnızca bu ve benzeri eylemlerle sınırlı değil. Biz bunları yapmaya belki gayret ediyoruz ama hayatın baş döndürücü hızı içinde, yapılması mümkün onca iyiliği ıskalıyoruz.

Nefes nefese kalmış bir teyzenin yükünü bir iki sokak boyunca taşıyoruz belki ama… Yol boyunca birkaç dakikalık tatlı sohbeti esirgiyoruz o teyzeden.

Toplu taşıma araçlarında uygun gördüğümüz bir yolcuya yer veriyoruz ama o yolcu bize teşekkür ettiğinde gülümsemeyi beceremiyoruz. Bazen rastlıyorum; yer veren kişi, hali ve tavrı ile yolcuyu oturduğuna pişman edebiliyor. Bunu sosyal bir zorunluluk olarak yaptıkları öyle belli oluyor ki… Üzülüyorum.

Iskalıyoruz, dedim ya… İnternette rastladığımız bir huzurevi videosunun altına duygu yüklü yorumlar yapıyoruz. Fakat kendi babaannemizi en iyi ihtimalle kandil geceleri arıyoruz. Herhangi bir gün, herhangi bir saatte kapısını çalıp, “Babaanne nasılsın? Seni özledik, çıktık geldik!” demeyi ıskalıyoruz. Sırf kendisini görmek için, hatırını yüz yüze sorabilmek için geldiğimizi görünce ne kadar mutlu olabileceğini unutuyoruz.

Çoğu Şeyi Kaçırıyoruz

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Şubat 2018 sayısında.