Elindeki “Ego”yu Usulca Yere Bırak

“Hata yapmak fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda” (İsmet Özel, Münacaat)

SEMANUR ŞAHİN

kemmel olmak her insanın ya da birçoğumuzun rüyası. Kemale ermek arzusuyla çıktığımız bu dünya yolculuğunda, biz Müslümanlar için Allah’ın bize çizdiği, gösterdiği yol ise apayrı; “O’nun rızasına” ulaşmak. Bu yolda düşüp kalkmak, sendelemek, yan yollara sapmak, takatin kesilmesi… Hepsi bizim için. Umutsuzluk hariç. (… Üstelik siz, onların ummadığı şeyi Allah’tan umuyorsunuz… Nisa, 104) Çünkü bizler biliyoruz ki samimi bir kalp ile O’na yöneldiğimizde tövbelerimiz de kabul olur, yan yoldan düz yola da çıkarız, gücümüz kuvvetimiz de yerine gelir. “Düşmez kalkmaz bir Allah” der büyüklerimiz buna.

O’nun rızasına ulaşmak için çıktığımız yolda, yanımıza hata payımızı da almaz isek bizi bekleyen büyük tehlike “mükemmellik”tir. Ki bizler kul olarak böyle bir donanıma sahip değiliz. Kusursuz bir hayatımız olamayacağını bile bile o hayatı her şeyin ilmine vakıf olmuşuz “gibi” yaşamaya çalışmak, başkalarının hayatı ve eşya üzerinde tahakküm kurma (En iyisini bildiğimiz için en doğru olanı da biz belirleriz zira!) aşırılığına kadar gider. En gözle görülür olanı, evlatlarımızı sahiplenme biçimimizdir ki “Bizim onlar için çizdiğimiz yol, verdiğimiz akıl en doğrusudur!” der, bize karşı çıktıklarında çocuklarımızın sahipleri imiş gibi gazaplanırız. Onların da Allah’ın bir kulu, bize emaneti olduğu gerçeğini dilimize pelesenk etmiş olmamıza rağmen davranışlarımız bunu teyit etmez.

Nasihatlerden, mübarek yaşlılarımızın tecrübesinden de nasibimizi keseriz; ihtiyacımızın her daim öğüt, her daim akıl olduğunu göz ardı ederek. Nasihatlerimizin sonuna, “Ben böyle düşündüm, elbet Allah daha iyisini bilir” demek yerine, “Dileyen öğüt alır”ı koyarız.

Mükemmel Olma Arzusu “İyi” Olma Hevesimizi Katleder

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Şubat 2018 sayısında.