Aile Huzuru

Temiz aile hayatı topluma, millete ve devlete tesir eder. Sağlam aile yapısı ise sağlam bir toplum meydana getirir. Aileyi kurmaya niyet edenler, işin önemine binaen Allah ve Rasulünü şahit gösterirler.

ABDÜLGANİ GÜMÜŞLÜ

Nimetin çokluğu, rahat ve lezzeti tamamlayamaz. Huzurun tam olabilmesi, lezzettin güzel ve rahatın iç açıcı olabilmesi için aile ortamına ihtiyaç vardır. Bu bakımdan cennet nimetleri sayılırken daima, “tertemiz eşler”den bahsedilmektedir. Eş, zevce saadete giden yollardan ilk başta gelendir.

Hz. Ömer (r.a) diyor ki: “Kişiye imandan sonra verilen şeylerin en hayırlısı saliha kadındır.” Bununla beraber huzurlu, sıhhatli bir hayatın temeli yuva kurmak başlar. Bu doğrultuda niyetini güzel kurana Allah Teala yardım eder. “Erkek veya kadın, kim mümin olarak amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız…” (Nahl, 97)

Temiz aile hayatı topluma, millete ve devlete tesir eder. Sağlam aile yapısı ise sağlam bir toplum meydana getirir. Aileyi kurmaya niyet edenler, işin önemine binaen Allah ve Rasulünü şahit gösterirler. Bir hac döneminde mısırlı bir adam, İbnü’l Vakt’e kızı ile evlenmesini söyler. İbnü’l Vakt der ki: “Sen beni tanımazsın, bilmezsin. Tanımadığın yabancı birine nasıl kızını verirsin?” Adam şöyle cevap verir: “Bizim adetlerimizde kız istemeye giderken Allah’ın emri, Peygamber’in kavli diyerek kız istenir. Allah ve Rasulü şahit gösterilir. Bu referanslar bir mümin için yeterli değil mi? Bu söz, bu nikah akdi arşa yazılır ve kaydedilir. Sevgi temellerinde arşa kadar uzanır. İki gönül hak nuruyla nurlanır. Mabet kadar mukaddes sayılırken aile, dağılan bir yuvadan, arş-ı rahman sallanır.”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Şubat 2018 sayısında.