“Yürü Kardeşim Ayaklarına Bir Kudüs Gücü Gelsin”

“Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (İsra, 1)

MEHMET ALİ ÖZKAN

Bir kez daha dirilmek için bunca acıyla ölüme doğru ilerleriz. Bu yolculuğumuz içinde; dertlerimizin, çilelerimizin bir anlamı vardır. Anlamlar üzerinden yeniden dirilişimiz için hazırlık yaparız. Yüklendiğimiz, omuzlarımıza aldığımız sorumluluklarımız bize bir çizgi ötede, maddenin ardında derin kapılar aralar. Duruşumuz, konuşmalarımız, gayretlerimiz, endişelerimiz, savaşlarımız… Hepsi bizi ileride bekleyen şartlara ve koşullara hazırlamak ve dayanma gücü kazandırmak içindir. Bu sebepten dertlerimizin, fikirlerimizin, hareketlerimizin; hakikat, adalet, doğruluk üzere olması lüzumdan öte elzemdir.

Bütün dert ve çilelerimizin içinde öylesi vardır ki bizler için yeniden sınanıştır adeta, zor bir sınav… Yüzyıllardır devam eden ve niceleri için aşılması muhal, birçokları için güç, bazıları içinse sonunda zafere ulaşılacak olan, verilmesi gereken bir mücadele… Evet, Kudüs bizlerin dertlerinden bir dert, acılarından bir acıdır. Müslümanların mazlumu, yetimi, öksüzüdür… Kudüs kurtarılmayı bekleyen bir tutsaktır, esenlik bekleyen bir iklimdir, Nuri Pakdil’in dediği gibi: “Yüreğimizin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez. Tutsak Kudüs’e borcumuz, Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır.”

Çanlar Kimin İçin?

İslam medeniyetinin en kadim yurtlarından olan Kudüs’ün geçmişi milattan önce 4. binyıla kadar dayanır. Tarih boyunca birçok farklı isim almış, pek çok defa el değiştirmiş olan bu topraklar biz Müslümanlar için ayrı bir öneme sahiptir. Nitekim bu kutlu ve bereketli diyar; Müslümanların ilk kıblesidir, miraç toprağıdır, bizlere İsra suresinin emanetidir.

Hristiyan ve yahudilerce de büyük öneme sahip olan Kudüs şehri, Roma İmparatorluğunun elinden 614 yılında yahudilerin yardımıyla Perslerin kontrolüne geçmiştir. Hz. Ömer (r.a) tarafından 634 senesinde İslam topraklarına katılan mümbit yurtta, Medinelilerin bölgeye yerleşmesiyle bugünkü Filistin halkının nüfusu meydana gelmiştir. Sonrasında kadim kent 750 yılında Abbasiler, 969’da da Fatımilerin eline geçmiştir. 1099’da Kudüs’e giren Haçlılar, burada Kudüs krallığını kurarak yahudi ve Müslümanların bu topraklara girişini yasaklamışlardır.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ocak 2018 sayısında.