Hayata Tat Katan Ustalar: Şerbetçiler

Şerbetçi bakırdan mamul çın çın taslarını birbirine vurarak “Şerbetçi”, “Geldim, buradayım, biyanbalcı”, “Böbrek doktoru”, “Her derde deva beyim” diye seslenirdi.

ZEHRA KORKMAZ

Bir zamanlar memleketim, memleketimin sokakları.

İstanbul’dan Urfa’ya şehirlerimin sokakları, çarşıları.

Çarşılarında esnafları; kimi seyyar kimi dükkanında satıcıları.

Muhallebiciler, baklavacılar, yoğurtçular, sütçüler, bozacılar, şekerciler, simitçiler, şerbetçiler…

Birbirinden lezzetli, birbirinden şifalı şerbetler ve şerbetçiler.

Artık bazı şehirlerimizde tek tük rastlayacağımız şerbetçilerimiz…

Şerbetçinin Çağrısı

Bir şerbetçinin çağrısına kulak ver şimdi:

“Şerbet” diye çağırışına, “Bin derde deva” deyişine…

Çın çın edişine taslarının, kulak ver.

O dünümden bir çağrıdır, dünüme bir çağrıdır.

O kültürüme, medeniyetime, kalbime bir çağrıdır.

Bir zamanlar gözde meşrubatımızdı şerbetler. Çeşitli meyve ve çiçek özleri, şeker ve su karışımı ile hazırlanan şerbetleri kendimiz üretebildiğimiz gibi bir şerbetçiden de alabilirdik. O şerbetçiye sokakta rastlayabilir, hiç aklımızda yokken bir bardak şerbetini içip ferahlayabilirdik.

Şerbetçiler sırtlarındaki güğümler, bellerindeki bardak ve taslarıyla dolaşırlar, şerbet isteyenlere şerbet sunarlardı. “Tuluk” da denilen güğümleri sarı bakırdan ya da tenekeden yapılırdı ve şerbetçilerin varidat vaziyetlerine göre değişirdi. Sarı bakırdan imal edilmiş tulukların maliyeti yüksekti. Bunlar bakırcılar tarafından imal edilirdi. Bu tuluklar parıl parıl parıldar ve şerbetçiyi hemen fark ettirirdi. Bu tulukların üzerinde şerbetçi yürüdükçe sallanan ve şıkır şıkır ses çıkaran zincir ve pullar da bulunurdu. Diğer tuluklar ise tenekecilerin yaptığı sacdan tuluklardı. İlk imal edildiğinde görünüşleri parlak olur fakat zamanla matlaşırdı.

Şerbetçilerin kullandığı diğer malzemeler bardaklar ve çın çın taslarıydı. Şerbetçi bakırdan mamul çın çın taslarını birbirine vurarak “Şerbetçi”, “Geldim, buradayım, biyanbalcı”, “Böbrek doktoru”, “Her derde deva beyim” diye seslenirdi. “Biyanbalcı” tabiri meyan şerbetini ifade etmek için kullanılırdı. Şerbetçinin geldiği, bu tasların çın çın öten seslerinden ve şerbetçinin bağırışından anlaşılırdı. Bazı müşteriler şerbetlerini bardak yerine bu taslarla içmeyi tercih ederlerdi.

İşin Usulü, Erbabının Edebidir!

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ocak 2018 sayısında.