Hacer Şahin 67 Yaşında

Hacer Şahin 67 yaşında, Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşıyor. Toros Dağları’nın Yörüklerinden olan Hacer Hanım’ın Yörük hayatına dair anlattıkları, şehir hayatının fakirliğini bir kez daha hatırlatıyor bize.

SEVDA DUMAN

Hacer Şahin 67 yaşında, Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşıyor. Toros Dağları’nın Yörüklerinden olan Hacer Hanım’ın Yörük hayatına dair anlattıkları, şehir hayatının fakirliğini bir kez daha hatırlatıyor bize. Babası ve eşinden bahsederken gözünde parlayan ışık ise anlayışlı ve değer veren bir babanın, bir eşin; vefatları üzerinden yıllar geçse de bir kadın tarafından nasıl sevgi ve özlemle anıldığını gösteriyor. Bir de mutlu olmanın mutlu etmekten geçtiğini…

Sorsalar Dağda Çadırda Yaşamayı İsterim

Biz Yörüğüz. Eskiden çadırda yaşardık, o yayladan o yaylaya taşınırdık. Yaz geldikçe yukarılara, dağa çıkardık, kış geldikçe aşağıdaki sıcak yerlere inerdik. Oralara çadırlarımızı kurardık. Keçi kılından çadırlarımız olurdu. Onları işimiz bittiği zaman toparlar, dürer, hayvanlara yükler, öbür yaylaya geçerdik. O yaylaya vardığımızda tekrar orada açardık çadırımızı. Benim çocukluğumda soba yoktu, çadırın bir köşesi ateş yakmak için ayarlanırdı; orada ateş yakar, öyle ısınırdık. Şimdi çadır hayatı da lüksleşti. Herkesin televizyonu var, sobası var. İnsanlara zor geliyor “çadırda yaşamak” deyince ama bize göre hiç zorluğu yoktu. Şimdi şehirdeyim ama sorsalar dağda, çadırda yaşamayı isterim. Korkmam da, oralar bizim topraklarımız hep. Çadır hayatı çok güzeldir; mesela yağmur yağdı mı çadırda yattığın zaman çadır tam ıslanıp gözenekleri kapanıncaya kadar, püsem püsem o yağmur alta gelirdi. Hafifçe ıslatırdı bizi, o çok güzeldi. Ama yağmur devam ettikçe kıl çadırın gözenekleri kapanır, içeri yağmur girmez artık. Çadır kendini dengeler yani. Çadırda, üç dört tane değneği şimdiki somya haline getirirdik, üstüne yataklarımızı koyardık. Altına da çukur kazar; yiyeceklerimizi, yağımızı falan koyardık, üstünü keçeyle örterdik.

Anneannem Kemikleri İnceleyerek Kırık-Çıkıkçı Olmuş

Kurtuluş Savaşı mı oluyor, bilmiyorum; o zamanlar gavur askerlerini Gülek Boğazı’ndan Germeç yaylamıza getirmişler. Orada nenelerimiz yannık yayarken (yayık yaparken) yannıklarını tepmişler, kazanlarını devirmişler, bir sürü kötülükte bulunmuşlar onlara.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ocak 2018 sayısında.