“Gölgesi Yere Düşmeyen”in* Hürmetine…

Gölge nedir bilir misiniz, efendiler? Gölge Farsçada “saye”, Arapçada “zıll”dır. “Zıll” ve “saye” kelimeleri size biraz yabancı gelmiş olabilir.

ELİFE ATEŞ

Gölge nedir bilir misiniz, efendiler? Gölge Farsçada “saye”, Arapçada “zıll”dır. “Zıll” ve “saye” kelimeleri size biraz yabancı gelmiş olabilir. Öyleyse tanıştıralım: “Saye” kelimesi Farsçadan Türkçeye “gölge” anlamının yanında “himaye, lütuf, teveccüh, destek” mecaz anlamlarıyla geçmiştir. Birinin “saye”sinde bir işi başarmak, birinin “saye”sinde bir şeye ulaşmak deyimleri hepimize aşinadır. “Sayesinde” derken “gölgesinde” ve dahi “himayesinde” demiş oluruz. Zıll’a gelecek olursak, eskiden padişahlara “zıllullah” denirdi. “Zıllullah” kelime anlamıyla “Allah’ın gölgesi” olan kişi, halife, sultan demektir. Bu ibare aynı zamanda padişahların nasıl büyük bir yükümlülük altında olduklarını da ifade eder.

Gölgenin Sadakati

Tarihte “himaye”ye ve dahi “gölge”ye pek itibar etmeyip bugün dahi isimlerini andıran ilginç karakterler de vardır. Çok çok evvel devirlerde yaşamış ünlü bir feylesofun yine çok çok evvel devirlerde yaşamış bir hükümdara “Gölge etme başka ihsan istemem” deyişi o kadar beğenilmiş ki günümüze kadar kullanılagelmiş. Hafif bir istihza ve espri de barındıran bu nükteyi çeşitli durumlar için dilimize pelesenk etmişiz.

“Saye” aynı zamanda mütevazılık sembolüdür zira kendisi yerlerdedir. Aynı zamanda sadıktır, sahibini terk etmez. Dilimizdeki “saye”li kelimelerden bir diğeri de “hem-saye”dir. Aynı gölgeyi paylaşan kişiler manasına gelir ve Osmanlı Dönemi Türkçemizde “komşu” için kullanılmıştır. “Hem-ser” ise aynı kafaya sahip manasındadır ve “eş” için kullanılır. Lakin sadece hanımlar için kullanıldığını da ifade edeyim. Ne ince bir anlayışları varmış mübareklerin.

Gölgenin Oyunu

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ocak 2018 sayısında.