Ebabilleri Çağırmadan Önce…

Şüphe yok ki mazlumların da zalimlerin de Rabbi olan elbette adalet ile hükmedecektir. Ancak bizler de safımızı seçip o safın gereklerini yerine getirmekle yükümlüyüz. Zamanında Kabe’yi koruyan Mevla, dinini yine koruyacaktır. Ancak o kuşlar da zannetmem ki boş araziye insinler...

GAMZE GÜRLER KIRCILI

İnsanoğlunu misafir ettiği günden beri hak ile batılın savaşına da ev sahipliği yapan dünyanın, zannederim en zor zamanlarına biz kaldık. Onun huysuz ve sevimsiz bir ihtiyar gibi homurdanmalarına en fazla şahitlik eden ümmet biziz.

Bizden öncekilerin sınandıkları ile sınanmadan cennete giremeyeceğimize iman etmiş bir ümmet olsak da yeryüzündeki zulüm ve haksızlıklar bizi her defasında ilk kezmiş gibi acıtıyor. Ve her yeni acı ile birlikte dualarımız gibi beddualarımız da tazeleniyor. Mazlumu inciten kim varsa bedel ödesin istiyoruz haliyle. Haksız yere can acıtanın canı acısın, gözyaşı döktürenin gözyaşı dökülsün diye bileyliyoruz temennilerimizi. Zira insan olmanın asgari şartı gereğince, vicdanımız ve merhametimiz bunun aksine izin vermiyor. Fakat, tüm bunları bilmeme ve herkes kadar yaşıyor olmama rağmen bir noktaya takılıp kalıyorum bazen. Malumunuz, son zamanlarda bilhassa sosyal medyada zulme karşı otomatik bir tepki refleksi gelişti: “Ebabilleri çağırmak.”

Can yakan her yeni haberden sonra kızıyor, dua ediyor, sonra tekrar kızıyor; ahiret mahkemesini beklemeye tahammülümüzün kalmadığı anların finalinde ise ebabilleri çağırıyoruz.

Tanıdık geldi mi? Geldi, biliyorum…

Tedbir Kuldan, Takdir Allah’tan

Kızdınız mı peki? Kızmayın, ne olur! Derdim ahkam kesmek değil. Bu konudan muzdarip bir kardeşiniz olarak sizinle biraz dertleşmek istiyorum, hepsi bu. Bakın çayı da demledim. Hadi bir yandan içip bir yandan sohbet edelim, olmaz mı?

Eskiler, fasikül dolusu meseleleri kısacık cümlelerle ne de güzel özetlermiş. İçlerinden en sevdiklerimden biri de “Tedbir kuldan, takdir Allah’tan” sözüdür. Bana kalırsa, bizim bu tedbir noktasında bazı problemlerimiz var dostlar.

Örnek mi? Hemen vereyim. Toplumun ve ümmetin belkemiği olan yuvalar kurulurken, gelin ve damat adaylarında aramamız gereken özellikleri doğru belirliyor muyuz? Damat adayının İslam’a uygun bir hayat sürüp sürmediğinden evvel, mesleğini ve aylık gelirini soran kayınpeder adayları, toplumsal bir meselede hemen ebabilleri çağırmaktan vazgeçse diyorum mesela…

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ocak 2018 sayısında.