Haydi “Tıfıl”lar Okula!

“Tıfıl” kelimesini duymayanımız yoktur. (Varsa da artık duymuş oldu.) Genellikle kısa boylu ve minimal formlu kişicağızlar için bu kelimeyi kullanırız.

Haydi “Tıfıl”lar Okula!
ELİFE ATEŞ

“Tıfıl” kelimesini duymayanımız yoktur. (Varsa da artık duymuş oldu.) Genellikle kısa boylu ve minimal formlu kişicağızlar için bu kelimeyi kullanırız. Biz kullanırız kullanmasına da kelime en orijinalinde (Arapça) “tıfl”dır ve “çocuk” manasına gelmektedir. (Mesela, İstanbul’da Şişli Etfal Hastanesi var ya, oradaki “etfal” de “çocuklar” manasına gelir esasında. Arapça “tıfl”ın çoğuludur. Demek ki hastane evvelinde bir çocuk hastanesiymiş…) Biz ise ben diyeyim mecaz, siz deyin metafor, onlar desin alegori -nitekim hepsi aynı kapıya çıkar- yoluyla çocuklara özgü kısalık, tombişlik vb. özellikleri büyüklere giydirmişiz.

Pürüzsüz, Virüssüz Bebeler…

Çocuk insan formunun küçük bir numunesidir; hatta bir kısmı kelimenin tam manasıyla “kendi ayakları üstünde” durmayı dahi beceremez. Onları himaye etmek anne babaya düşer. Anne babalar koca bir hayat için gerekli olan “kod”ları çocuklarına büyük bir mesuliyet bilinciyle “yüklerler”, Yemeyi, içmeyi, tutmayı, atmayı, okumayı, yazmayı… Ne varsa öğretirler.

Hani eskilerden bir feylesof demiş ya; “Zihin doğuştan boş bir levhadır” vs. diye, o şahıs bugün yaşasaydı “İnsan beyni doğuştan, yeni alınmış cillop gibi bir bilgisayardır” derdi herhalde. Taze, temiz, pürüzsüz, virüssüz… Tazelik iyi hoş da tabii bir sürü program yüklemek lazım gelir şimdi. Bu yüklenmesi gereken programlardan biri de şüphesiz çocuk ince-kaba tüm motor becerilerini az çok geliştirdiğinde, eline kalemi tutuşturmak suretiyle başlatılan “okuma-yazma” programıdır. Bunu bir nevi Word-Office gibi düşünün…

Atomu Parçalar Bu Formül: “E-L”, “L-E”, “E-L-A”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Kasım 2017 sayısında.