Zulüm Girdabında Kanayan Yara Arakan

Durum o kadar vahim ki myanmarlılar, zulmün çemberinde eritmeye kalktıkları müslümanlara yapılacak insani yardımlara bile engel olmaya çalışıyorlar. Kendilerini daha güvenli bölgelere atarak hayatta kalmaya çalışan müslümanların kaldığı kamplara saldırılar düzenliyorlar.

Zulüm Girdabında Kanayan Yara Arakan
MEHMET ALİ ÖZKAN

Seçimlerimizle kendi eksenimizi çizdiğimiz dünyada; zulmü, batılı, kötüyü bilmekle memuruz. Modern dünyanın doğurduğu haksızlıkları, adaletsizlikleri, vahşilikleri, özellikle de zulmü görmek adına… Çünkü zulüm insana, taşıdığı mana üzere haddi aştıran bir kavramdır; yaktırır, kırdırır, yıktırır, öldürtür… Hatta öyle bir ateş yakar ki çevresinde sonunda, “Zulüm ile abad olanın ahiri berbad olur” darbımeselince failini de içine çeken bir girdap olur. Şeyh Sadi’nin Gülistan’ında anlattığı gibi: “Bir zalim, fakirlerin odunlarını zulüm yoluyla alır ve zenginlere zorla ve pahalı olarak satarmış. Ariflerden biri, bir gün o zalimle karşılaşmış ve şöyle demiş: ‘Sen yılan mısın ki kimi görsen sokarsın, baykuş musun ki nerede otursan orayı virane eylersin. Senin gücün bize yeterse de gaybı bilen Allah’a yetmez. Yeryüzündekilere zulüm etme ki göğe beddua akmasın.’ Zalim bu sözlere kızmış, kaşlarını çatmış, kibir ve gururundan dönüp arifin yüzüne bile bakmamış. Aradan çok bir zaman geçmeden, bir gece o zalimin odun ambarı alev alıp yanmış. Yalnız odunları değil, bütün varı yoğu ateşlerin içinde kalmış. Zalim, yumuşak döşekten kızgın külün üzerine düşmüş.

O esnada ona nasihat eden arif oradan geçiyormuş. Görmüş ki o zalim yanına gelenlere, ‘Bu ateş benim sarayıma nereden sıçradı, bilmiyorum. Bir türlü anlamadım’ diyormuş. Bunun üzerine arif zat o zalime, ‘Fakirlerin yanan yüreklerinden’ diye cevap vermiş. Yaralı gönüllerden sakın, çünkü gönül yarasının ilacı yoktur. Elinden geldiği kadar bir gönlü yıkmamaya çalış, çünkü gönlü yıkık kimsenin bir ahı cihanı alt üst eder.”

Kuyu Kazanlar

İnsanlık tarihi tercihini zulümden, haksızlıktan yana kullananların açtığı yaralarla doludur; Kabil, Firavun, Haman, Nemrut ve daha niceleri. Bununla beraber onların elem, acı, ıstırap yaşattığı mazlumlar, masumlar da yeryüzünden hiç eksilmemiştir. Özellikle de Müslüman coğrafyalarda… Zulüm varlığını her zaman sürdürmüş olsa da yakın geçmiş bizlere oldukça büyük ve sancılı tecrübeler kazandırdı. Bilhassa son iki yüz senedir yaşadıklarımız, İslam alemi olarak uğradığımız saldırılar, işkenceler, işgaller…

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Kasım 2017 sayısında.