Doğru Çizilmiş Sınırlar Çocuğu Özgürleştirir

“Kural” kavramı bazı ebeveynleri rahatsız etse ve çocuğun özgürlüğüne vurulmuş bir gem gibi algılansa da doğru eğitim için vazgeçilmez bir unsurdur. Çünkü sınırları olmayan bir evde büyümek, yol işaretlerinden yoksun bir labirente hapsolup çıkışı bulamamak gibidir.

Doğru Çizilmiş Sınırlar Çocuğu Özgürleştirir
ELİF ÖZDEMİR

Sürekli söz dinleyen, kurallara uyan, üzerine düşen tüm vazifeleri yerine getiren bir çocuk hayal edin. Sabahları kalkar kalkmaz elini yüzünü yıkıyor, kahvaltısını yapıyor, önlüğünü giyip okula gidiyor. Herkesle iyi geçiniyor, vaktinde yatıyor ve büyükleri ne isterse yapıyor. Ebeveynini hiç üzmüyor, zor sorular sormuyor, böylece mahallenin en düzgün ve en sıkıcı çocuğu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Hepimiz böyle “uğraştırmayan” çocuklar istiyor olabiliriz. Fakat unutmamalı ki ayarları doğar doğmaz yapılmış, her talebimizi yerine getiren, nasıl hareket etmesi gerektiğini bilen, sınırları ihlal etmeyen bir çocuk ancak “hayal ürünü” olabilir. 

Şunu en baştan kabul edelim, çocuklar kuralları bilerek doğmazlar. Onlar yaradılışlarına uygun şekilde hareket eder, bitmek bilmeyen merakları ve araştırma hevesleri sayesinde sürekli yeni şeyler dener, gözlem yapar, aile ve çevrelerini keşfe çalışırlar. Bulundukları ortamın kurallarını anlamaya, nerede durmaları gerektiğini bilmeye ihtiyaç duyarlar. Ne kadar ileri gidebileceklerini, kendilerinden ne beklendiğini, uygun davranışı göstermediklerinde nasıl bir tepkiyle karşılaşacaklarını merak ettiklerinden sınırlarımızı zorlar, tepkimizi ölçerler.

Psikolojik Danışman Maşide Güngör, bu durumun doğal bir seyir olduğunu şöyle ifade ediyor: “Biz yetişkinler hiç bilmediğimiz bir kuruma gittiğimiz zaman oranın nasıl bir düzeni olduğunu anlamaya çalışır, işleyişi öğrenmeden kendimizi güvensiz hisseder, bir danışmanın bizi yönlendirmesini ve bilgilendirmesini isteriz. Böylelikle ihtiyacımızı kolaylıkla giderir, neyi nasıl yapabileceğimiz konusunda net bir fikre sahip oluruz. Çocuklar için de toplumsal yaşam ve dünya bu şekilde bir bilinmezliktir. Onlar anne babalarının yönlendirmesiyle yaşama dahil olurlar. Sınırlar sayesinde dış dünya hakkında bilgi edinir, özgüven kazanabilir ve yeteneklerini geliştirip topluma uyum sağlayabilirler.”

Tüm bunları sabır ve şefkatle göğüslemesi gereken ebeveynin işiyse çocuktan mükemmellik beklemek veya bir robot gibi her denileni tasdik etmesini ummak olamaz. Öğrenilmesi gereken bazı ahlaki sınırlar elbette mevcuttur, hatta bu sınırlar vazgeçilmezdir ancak eğitim verme hedefiyle fıtratı göz ardı etmek de büyük bir hata olur. Bu noktada açık ve net şekilde belirlenmiş, davranışlarla desteklenip birebir uygulanan kesin kurallar, dengeli çocuklar yetiştirme yolunda ebeveynin en büyük yardımcısı olacaktır.

Sınırlar Ne İşe Yarar?

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Kasım 2017 sayısında.