Bir İmparatorluk Rüyası “Ya Valiyete Külli Mazlum!”

“Dünya devleti olmak ile ‘Cihan Devleti’ olmak arasında fark var mıdır?” Diye sorsak bugün çoğu kişiden alacağımız cevap “Yoktur” olacaktır. Lakin bilinmelidir ki ikisi arasında çok derin ve önemli bir fark vardır.

Hayat
ŞEHNAZ İNAN

Buyuruyor ya Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v), kesilen koyunun bir butu hariç tüm etini dağıtan Hz. Aişe’ye hitaben: “Desene ya Aişe, bir but harici hepsi bizim oldu.” (Tirmizi, Kıyame, 33) İşte, bu anlayıştı bir beyliği imparatorluk yapan. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, akılların ermediği yerlerde, her mazlumun imdadına koşma gayretiydi. Bugün hala Batı’daki birçok araştırma, Osmanlı’nın eşsiz zaferleri ve hakimiyetinin sırrı üzerine sürdürülmekte. Batılıların gözden kaçırdıkları koca bir iman gerçeği ile birlikte “İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın!” öğüdünü nesilden nesile aktarıp yaşatmak önemli bir inanç meselesiydi, Osmanlı Devleti idarecileri için.

Payitahtın ortasına, padişah sarayının kapısına “Ya Valiyete Külli Mazlum’’ (Tüm Mazlumların Sığınağı) yazmaktır, ulu bir devlet olmak. Tüm dünyanın karşısında, zulmün kol gezdiği topraklarda paranın ve gücün efendileri olmak adına insanlıklarından geçenlere inat, “Sınır dediğin bir çizgiden ibarettir. Müslümanlık sınır tanımaz. Zulüm hüküm sürüyorsa, zalimin kılıcı durdurulur!’’ diye haykırmaktır korkmadan.

“Dünya devleti olmak ile ‘cihan devleti’ olmak arasında fark var mıdır?” diye sorsak bugün çoğu kişiden alacağımız cevap “Yoktur” olacaktır. Lakin bilinmelidir ki ikisi arasında çok derin ve önemli bir fark vardır. Bugün “dünya devleti’’ olarak tanımladığımız tüm devletler, yalnızca bu dünyanın efendisi olmak için çalışan ve bu uğurda önlerine çıkan her engele her türlü zulmü reva gören bir grup yamyamdan farklı değildir.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Kasım 2017 sayısında.