Hayata Hiç Öyle Alacaklı Gibi Bakmadım

73 yaşındaki Meryem Tuncay, 51 yıldır İstanbul’da yaşıyor.

Hayata Hiç Öyle Alacaklı Gibi Bakmadım
SEVDA DUMAN

73 yaşındaki Meryem Tuncay, 51 yıldır İstanbul’da yaşıyor. Eşini çok acı bir biçimde kaybettikten bir yıl sonra trafik kazasında oğlunu da kaybeden Meryem Teyze, evlat acısı ile birlikte yaşadığı türlü imtihanlara gösterdiği sabrı ve metaneti ile bugün dimdik ayakta duruyor. Yaşadıklarını dinleyince hayata ve çevresine nasıl hala bu kadar olumlu ve sevgi dolu baktığını merak ediyorsunuz. O, konuşmaya devam ettikçe de cevabın tevekkül ve güzel ahlakta saklı olduğunu kavrıyorsunuz.

İş de Yapardık, Eğlenirdik de

Çocukluk hayatımız çok güzel geçti. Çalıştık, yaylalara gittik. Babaannemiz vardı, bizi çok severdi. Kucağına alır, başımızı okşardı. Bize karşı çok şefkatliydi. İş de yapardık, eğlenirdik de. Meciye (imece usulü çalışma) giderdik. Öyle güzel geçti ki çocukluğum… Köy hayatı, yayla hayatı, bizim çocukluğumuz unutulmayacak güzelliklerle doluydu. Sonra 19 yaşında evlendim. Biz kocamla otuz sekiz sene çok güzel geçindik. O kızınca ben çıkardım, ben kızınca o çıkardı. Birbirimizi idare ederdik. Kötülük ile hiçbir şey olmaz kızım. Şimdikiler “Ben çalıştım, ben yiyeceğim” diyor. Ben on yedi yıl inek baktım, on yedi sene dikiş yaptım. Kesede ayrı gayrı olmaz yavrum, öyle geçim olmaz.

Hayata Hiç Öyle Alacaklı Gibi Bakmadım

Ben hayata hiç öyle alacaklı gibi bakmadım. O aldı da ben alamadım, o yaptı da ben yapamadım diye kimseye hasetlenmedim. Şu olmadı, bu olmadı gibi dertlerim olmadı hiç. Bu evi yaparken kırk sekiz bilezik vardı kolumda, her şeyden hevesimi aldım. Kimsenin malını da çok görmedim. Allah verince verir, vermezse vermez.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ekim 2017 sayısında.