Çocuklara Ölümü Nasıl Anlatabiliriz?

Ölümü anlatmanın en iyi yolu çocuklara dünyaya geldiğimiz andan bahsetmektir. İkisi arasındaki benzerlik son derece ikna edici ve hayrete düşürücü olduğundan, ölüm ve sonrası daha anlaşılır hale gelebilir.

Çocuklara Ölümü Nasıl Anlatabiliriz?
ELİF ÖZDEMİR

İnsanoğluna yaşama amacını hatırlatan, onu gündelik sıkıntılarda kaybolmaktan alıkoyan ölüm, sıklıkla üzerine düşünülmesi gereken bir hakikattir. Bununla beraber çocuklara anlatırken hayli zorlandığımız ve tarif etmeye çalışırken çoğu zaman hataya düştüğümüz kavramların da başında gelir. Bu nedenle anne babaların çocuklara ölümden bahsetmekten genelde kaçındıkları, onların sorularını geçiştirdikleri görülür. Halbuki ölüm, hayatın vazgeçilmez dönüm noktalarından biridir ve bu kavramı bilhassa yakınını kaybeden çocuklara açıklamak, ebeveynin en önemli görevlerindendir.

Esasında çocuklar ölüm olgusunu iki yaşından itibaren tanımaya başlarlar. Kulaklarına konuya dair sohbet veya haberler çalınabilir, çeşitli resimler görüp evcil hayvanlarının ölümüne şahit olabilirler. Ancak mevcut bilgileri eksik ya da yanlış olabileceğinden, ölümü çocukların gelişim dönemlerine uygun biçimde anlatmak büyük önem taşır.

Her Yaşın Ölüm Algısı Farklı

Uzman Klinik Psikolog Feride Özlem Elagöz’e göre, beş yaşa kadarki dönemde henüz soyut düşünme becerisi gelişmediğinden, çocuklar ölümün geçici bir şey olduğunu, ölen kişilerin geri dönebileceğini düşünürler. Ölüm haberini paylaştığımız halde defalarca başa dönüp “Ne zaman dönecek?” diye sormalarının nedeni budur. Bu yaş grubuna ölen kişinin geri gelmeyeceğini her defasında sabırla, aynı basit cümlelerle, somutlaştırarak anlatmak gerekir.

Çocuklar beş yaşından sonra, ölümü daha iyi anlamaya başlarlar. Hastalık, yaşlılık, kazalar, doğal afetler ve ölüm arasında bağ kurarlar. Bilhassa sekiz yaşından itibaren kendi ebeveynlerinin de ölebileceği ve onları yalnız bırakabileceği ihtimalini fark edip korku duyarlar. “Anneme veya babama bir şey olursa bana kim bakacak, beni onlar gibi kim sevecek?” düşüncesiyle endişeye düşerler.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Ekim 2017 sayısında.