Osmanlı’da Çocukların Dünyası

Osmanlı döneminde kız ve erkek çocukların oynadıkları oyunlar sadece vakit geçirme aracı olarak görülmemiş, oyunların her biri yetişkinlikte bürünecekleri rollere de hazırlık vesilesi olmuştur.

HURİYE KARNAP

Çocuğun dünyaya gelişi, kırkının çıkması, ilk saç kesimi, diş çıkarması, konuşmaya ve yürümeye başlaması, sünnet edilmesi… Bunlar ebeveynlerin heyecanla takip ettiği özel evrelerden yalnızca birkaçıdır. Kimi gözünün içine bakılarak analı-babalı bir hayat sürer kimi ise yoksun kalır erkenden bu nimetlerden. Her halükarda çocuk, yaşı ve yüreğiyle çocuktur. Aşık Paşa’nın sözü üzere: “Oglan iken kişi hiç kaygu yimez / Dünyaya geldüm yine gidem dimez / Yok durur anda ölüm endişesi / Dün-ü gündüz oynamakdur pişesi” (Garipname)

17. yüzyılda İngiltere’nin İstanbul sefirliğinde bulunan Sir James Porter’ın “Osmanlılarda çocukların analarına ve babalarına karşı besledikleri hürmet bilhassa şayan-ı takdirdir. İstanbul’da tabiatın yüzünü kızartacak derecede çığırından çıkmış çocuk az görülür…” tespitinden de anlaşılacağı üzere, Osmanlı ailesi çocuk yetiştirmek üzere kurumlaşmıştı adeta. Üstelik bu son derece doğal bir süreçti, zira çağımızdaki gibi anne babalarda kariyer endişesi ve daha fazla kazanma ihtirası yoktu.

Eytam Kesesi

Ne var ki her çocuk sıcak bir yuvaya sahip olacak kadar bahtlı değildi. Annesi vefat etmiş, babası askere alınmış veya şehit olmuş, iaşesini temin edecek kimsesi bulunmayan çocukların geçimini sağlamak, hak ve hukukunu korumak devletin göreviydi. Osmanlı’da çocukların korunması için alınan tedbirler ve oluşturulan vakıflar bir tarafa bırakıldığında, onlar için meydana getirilen en ciddi örgütlenme, vasilik görevinin uygulamaya konulması ve eytam keselerinin kurulmasıdır. Yetim çocuklara miras yoluyla kalan malların, vasileri tarafından işletilmesi ve elde edilen gelirle yetimlerin ihtiyaçlarının karşılanması, reşit olduklarında ise malların kendilerine teslim edilmesi için oluşturulan kurumlara “eytam kesesi” adı verilmekteydi. 

Bu sisteme eytam kesesi denilmesinin nedeni, yetimlere miras kalan paraların, bu paraların işletilmesine dair evrakın ve benzeri vesikaların kumaştan yapılmış bir torba veya çanta anlamına gelen bir kesenin içine konmasıydı. Yetimler reşit olduklarında bu keseler feshedilmekte, miras kalan mallar kendilerine şahitler huzurunda teslim edilmekteydi.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Eylül 2017 sayısında.