Latif İnsanlardan Latifeler-II

Kişi marifet ve hakikat sırlarına halk içinde hak ile olarak da erebilir. Bunun yolunu büyükler bize kafamıza vurmadan gösterirler. Hakikat, Necip Fazıl’ın deyişiyle çayın içindeki şeker gibidir. Tadını alırsın lakin varlığını görmezsin.

Semerkand Aile Dergisi - Latif İnsanlardan Latifeler-II
ZEHRA KORKMAZ

Letafet güzelliktir.

Yüz güzelliğinden, giyim kuşam güzelliğinden öte bir güzelliktir.

Ahlak güzelliğidir, hal güzelliğidir, kalp güzelliğidir.

Bu güzelliklerin görünüşü de söz ile mümkündür.

Güzel insanlar güzel sözleriyle zikredilirler.

Meramını her şart ve ahvalde zekice ve güzellikle ifade etmeleriyle zikredilirler.

Cahile Cehaletle Değil…

İlim irfan sahibi insan nasıl ki sözünden belliyse cahil insan da cahilane söyleyişlerinden, sorularından bellidir.

Güzel insanlardan biri olan Neşet Efendi, eşraftan bazı kişilere başvurarak fakirlerin ihtiyaçlarını gidermeye çalışırdı. Kendisine sorarlar:

“Efendim, onun bunun işi için bu kadar abıru dökmeye (yüz suyu dökmeye, bu kadar kendinden fedakarlık yapmaya) değer mi?”

Neşet Efendi cevap verir: “Abıru ile değirmen çevrilmez ya, böyle işler görülür.”

Diline Tevhidi Almak

Mevlana Hazretleri ailesinde ve çevresinde gördüğü yanlış inanışları, o inanca sahip kişileri kırmadan, incitmeden, hep latife yoluyla düzeltmeye çalışmıştır.

Bir gün Mevlana’nın (k.s) cübbesi yırtılır. Eşi de cübbeyi Mevlana’nın üzerinde dikmeye başlar. Bir elbiseyi insanın üzerinde dikmek uğursuzluk sayılır. Bu sebeple üzerinde kıyafet dikilen kişi ağzına bir saman çöpü veya kağıt parçası alır. Böyle bir şey ağza alınırsa uğursuzluğun geçeceğine inanılır. Eşi Kerra Hatun, “Acaba Mevlana da ağzına bir şey aldı mı?” diye içinden geçirir.

Mevlana (k.s) şöyle der: “Bunun bir ehemmiyeti yok. Sen adamakıllı dikmeye bak. İşte ben ağzıma ‘Gul hüvallahu ehad’ı aldım.”

Güzel Söz İkramdır

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Temmuz 2017 sayısında.