Nesilden Nesile… Komşu Komşu Huu!

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” anlayışı gereği, vergi toplamak amacıyla hemen her mahallede kurulan Avarız Vakıfları’nın gelirlerinden ayrıca mahalle görevlisi imamın, müezzinin, muallimin maaşları; borçluların borçları ödenirdi.

Semerkand Aile Dergisi - Evvel Zaman
HURİYE KARNAP 

Komşu komşu huu! Oğlun geldi mi? Geldi. Ne getirdi? İnci boncuk. Kime kime… Sana bana. Başka kime?…” diye devam eden bir tekerleme hatırlarım çocukluğumdan. O zamanlar komşuluk nedir bilmezdim ama birinin gelirken bir şeyler getirmesi hoşuma giderdi, söylerdim peş peşe dizilen bu kelimeleri.

Osmanlı dönemi kadar uzağa gitmeden evvel en yakınıma getirmek istiyorum sözü… Babaannem 80 yaşında, Osmanlı döneminde yaşamadı. Gravürlerde sergilenen Osmanlı kadın giysilerinden hiçbirini giymedi. Kapısında iki tokmak bulunan kapılardan ne içeri girdi ne de o kapılardan gelecek misafiri oldu. Şehirle arası iyi değil. Kışın iki aylığına bile İstanbul’a tahammül edemiyor, “Dışarı çıkınca arabalardan, apartmanlardan başım dönüyor” diyor. Yalnız bir ihtiyar değil, telefonu bile Telekom gibi iş görüyor. Fakat yine de sohbet edecek komşu olmamasından yakınıyor. Memlekete döndüğünün ertesi günü her kimin hastalığını, doğumunu, cenazesini duyduysa tek tek ziyaret ediyor. Böylelikle yaşadığını anlıyor.

Annem de hep şanslı oldu komşudan yana. Henüz ben lisedeyken üç blok içinde sabah akşam devran ederdi komşular arasında. Akşam oturmalarında biz de olurduk. Bir yandan yenip içilirken hemen hepsi el işi yapar, diğer yandan sesi güzel olanlardan biri türkü söylerdi. Olmadı, birbirlerine komik maniler atarlardı. Hele kapı komşumuz apayrıydı annem için.

01Benimse ilk komşum gurbette öğrencilik yıllarımda oldu. Kapı komşumuzdu. Gençti, gündüzleri bizim okulda, akşamları ise onun eşinin evde olması komşuluğumuza mani olmadı. Daha çok hafta sonları bize gelirdi, çay demler sohbet ederdik. Gurbette varlığı bize güven verirdi. Yıllar geçti… İnci, boncuk getiren komşuya henüz rastlamadım. Meğer inci, boncuk olmasa da bir şeyler getiren komşular, kitaplarda sözü edilen Osmanlı zamanındaymış… Bize de tekerlemesini söylemek kalmış…

Komşunun Külüne Bile Muhtaçlardı

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Nisan 2017 sayısında.