Duydum ki Unutmuşsun İyi Şeyleri

Ah, babaanne dedim. Sen böyle 60 yıllık bir detayı hatırlıyorsun ama... Bir bilsen biz neleri unuttuk hoyratça. Ve ne çok şeyi israf ettik hatırlayarak. Hiç gereği yokken üstelik.

Semerkand Aile Dergisi - Duydum ki Unutmuşsun İyi Şeyleri
GAMZE GÜRLER KIRCILI

Oldum olası aile büyükleri ile sohbet etmeyi severim. Çocukken de böyleydim. Nerde eş dost, akraba bir araya gelsek yaşıtlarımı bırakıp onlardan birinin dizine yaslanır, su verilen çiçek gibi yudum yudum içerdim sohbetlerini.

Dün babamlara gittiğimizde, bir fırsat bulup yapıştım yine babaannemin dizine. O anlattı, ben dinledim. Ben sordum, o söyledi. Derken konu konuyu açıp amcamın çocukken bir kaza sonucu başından aldığı darbeye geldi. Babaannem hem anlatıyor hem de olay sanki daha o sabah olmuş gibi nemlenen gözlerini kuruluyordu. “…Baktım dikiş attırmışlar, eve getiriyorlar. İki yanında da bizim falanca akraba. Tabii biz de geliniz, o beylerin yanında çocuğumuzu kucaklayıp alamıyoruz öyle. Amcanın boynunda şöyle parmağımın ucu kadar bi kan toplanmış, kurumuş. Onu öyle görünce dayanamadım, utanma mutanma dinlemedim, başladım ağlamaya. Yerin dibine de geçtim tabii ama ciğer bu işte. Tam şurasında kızım, tam boynunun aha şurasından şöyle akmış kan.”

Onu dinlerken zaman dondu sanki. Hızlı bir fırtına, zaman tüneli içinde savurdu beni birdenbire. Bakın dostlar, benim babaannem öyle genç babaannelerden değil. Doğduğu tarihi net olarak bilmemekle beraber en az 78 yaşında var. Bilirsiniz, eskiden doğum tarihleri “karpuz zamanı, ekin biçilirken” gibi kavramlarla kaydediliyordu. 78’inde bir kadın, oğlunun yarasından sızan kanın kuruma koordinatlarını 60 yıl sonra bile net olarak verebiliyordu yani.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Nisan 2017 sayısında.