Övgüye Aldanma

İnsan için dünyada kulluk şuurunu bilip ona göre hareket etmek yükümlülüğü vardır. Kulluğun en önemli gereklerinden biri kişinin kendisini Rabbi karşısında kusurlu ve aciz görmesidir.

Semerkand Aile Dergisi - Az ve Öz
ESER SAZAK

İnsan için dünyada kulluk şuurunu bilip ona göre hareket etmek yükümlülüğü vardır. Kulluğun en önemli gereklerinden biri kişinin kendisini Rabbi karşısında kusurlu ve aciz görmesidir. İbadetlerine, taatlerine, zikirlerine güvenmeden daima temiz ve saf bir kalp ile Hakk’a yönelmeli, insanların övgülerinden sakınıp bunlara aldanmamalıdır. Nitekim Haris el-Muhasibi (rh.a) bu konuda şöyle nasihat ediyor:

“Kardeşlerim! Akıllı kişi için, dünyevi şeylere sevinmek çok yakışıksız, çok çirkin bir durumdur. Batıl ve aldatmaca olan övgü ise çok daha beterdir. Ey, övgüden hoşlanan ibadet ehli kardeşim! Söylediklerimi iyi anla!

Şunu bil ki yeryüzünün bütün kuşlarının, bütün yırtıcılarının, bütün hayvanlarının sana ünsiyet sağlayacağı, bütün meleklerin sana övgüler dizeceği, çevrendeki bütün insanların memnuniyet duyacağı, seni her halinle övecekleri kadar ibadet ve iyilikler yapsan da bu yaptıklarına güvenebilir misin? Sen veya senin gibi herhangi bir kimse, Allah’ın huzuruna varmadan önce, insanların övgülerine güvenebilir mi? Hesap günü gelip de Allah’ın senden razı mı olduğunu yoksa sana gazap mı duyduğunu, cennet nimetine mi yoksa cehennem azabına mı dahil edildiğini bilmeden önce bunlara güvenebilir misin? O halde daima Allah’ı murakabe et ve övgülere aldanma!” (Haris el-Muhasibi, Hakk’ı Arayanlara Nasihatler, s. 164)

Nimetler İbadetlerle Karşılanabilir mi?

Cenab-ı Hakk’ın nimetleri sayısız ve sonsuzdur. Bizlere olan ihsanlarının, bağışlarının karşılığını verebilmek, ona tam manası ile kusursuz bir şükür sunabilmek mümkün değildir. Bu hususta Vehb b. Münebbih’in (rh.a) şöyle dediği rivayet edilir:

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2017 sayısında