Kimsenin Hakim Olmadığı Bir Yer

“Burada bir kaşık çorba içmek için yere çöktüğünde, ekmek almak için sıraya girdiğinde ve en önemlisi namaz kılmak için safa geçtiğinde kimsenin hakim, doktor, öğretmen yahut mühendis, çöpçü, aşçı, işli veya işsiz olmasının önemi kalmaz. Burası kimsenin hakim olmadığı bir yer.”

Semerkand Aile Dergisi - Öykü

RÜMEYSA OĞUZ

Nihayet otobüse binip de yerlerimize geçince “Çok şükür yola koyulduk” demeye kalmadı bir patırtı koptu ön taraflardan. İri yarı, sinekkaydı tıraşlı; üzerinde uzun yolda, eski bir otobüste değil de makam aracında giyilecek cinsten fiyakalı giysileri olan ve sonradan adının Bülent olduğunu öğrendiğimiz beyin sesi otobüsün en arka tarafına kadar ulaştı: “Ben anlamam arkadaş, koskoca hakimim ben ne demek amca rahatsız ön tarafa otursun. Ben başka yerde rahat edemem, tabii ki ben oraya oturacağım.” Yaşlı amca şaşkın, beyaz sakallarını sıvazlayarak kalktı yerinden. Patırtıya otobüsün “Ne oluyor yahu!” uğultusu da eklenmişken yerimde duramayıp attım kendimi en öne.

“Peki hakim bey, geç otur, en ön senin olsun lakin önde de koltuk iki kişilik. Yanına da Hikmet Amca’m otursun. Arkalarda nefesi daralıyor.” Hakim Bülent Bey küçümseyici bir bakışla baştan ayağı beni süzüp aynı kibirle itiraz etti hemen, “Bir doktor arkadaş olacaktı. Otobüse binerken ‘Doktor’ diye sesleniyordu arkadaşları. Ben onunla oturacağım.” Ne diyeceğimi şaşırmış, hakimin gözlerine bakıyordum. Gerilen sinirlerime mani olmaya çalışarak “Yanına diplomayla oturtanı da ilk defa görüyorum” diye mırıldandım. O sırada hala ayakta bekleyen Hikmet Amca’m sırtımı sıvazlayıp “Sakin ol” der gibi göz kırptı bana. Ardından da az önceki o hoyrat muameleyi gören kendisi değilmiş gibi, “Hakim bey evladım” dedi gülerek, “O doktor var ya o doktor, işte bu çocuk. Otur tabii, sen doktorla otur da bari siz şoförün arkasına geçiverin, sağ tarafta ben kalayım. Önümde koltuk olunca pek fena daralıyorum.” 

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2017 sayısında.