Çanakkale’yi Geçilmez Yapan Kadınlar

Çanakkale savaşı sürecinde türk kadını, savaşan mehmetçiğe maddi ve manevi yönden destek olarak, daha ziyade cephe gerisinde aktif bir rol üstlenmiştir. Sağlık hizmetlerinin sağlanmasında, askerler için kılık-kıyafet hazırlanmasında, cemiyetler vasıtasıyla yardım toplanmasında ve kamuoyu oluşumunda türk kadını önemli hizmetlerde bulunmuştur.

Semerkand Aile Dergisi - Evvel Zaman
HURİYE KARNAP 

Eceabat’tan Çanakkale’ye geçerken Kakma Dağı’nın yamacında bir asker silueti karşılar bizi önce. “Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın bu toprak / Bir devrin battığı yerdir. / Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın / Bir vatan kalbinin attığı yerdir…” (Necmettin Halil Onan) diye seslenir gelip geçene. Bu nida, çok sonraları yazılmış dizelerle vücut bulsa da şüphesiz her bir şehidimizin vefa beklentisidir. Zira onları Çanakkale ile birlikte anımsatan, isimleri değil vatan sevgileri ve yüreklerindeki insani değerlerdi. Tek kahramanlı olmayan bu milletin tarihinden gelen bu çağrıyı, sırf bu nedenle bile olsa, adı sanı kaybolmuş kadınlarla birlikte okumak gerekir aynı zamanda.

Çanakkale’de Cephedeydiler

Türkiye’nin ilk kadın hasta bakıcısı Safiye Hüseyin’i dinleyelim evvela: “Evet, savaşa iştirak ettim. Çanakkale’de uzun müddet kaldım. Gülle yağmuru, düşman bombardımanı altında hayatımı güç halde kurtardım. Hatıralarımı mı soruyorsunuz? Hangi birini anlatayım bilmem ki… Alman Kızılhaç’ı ile bizim Kızılay birleşmiş, Reşitpaşa vapurunu hastane gemisi yapmıştık. Ben ise geminin baş hasta bakıcısı olmuştum.

Vapurda çeşitli milletlere mensup yaralılar vardı… Almanlar, Avustralyalılar, cepheden topladığımız İngiliz yaralılar ve bizim yaralılarımız… Hepsi kendi dillerinde ekseriya tek bir kelime sayıklarlardı. Bazen yan yana yatan muhtelif milletlerin yaralılarının dudaklarından Almanca, İngilizce, Türkçe aynı kelime yükselirdi: ‘Anne!’ Yüzlerce yaralının öldüğünü gördüm. Hemen hepsi ‘Anne!’ sözünü sayıklayarak öldüler. […] Ağır yaralıların susuz ölmemesine dikkat ederdik. Yaralıların sayıkladıkları en tesirli kelimelerden biri de budur: su…”

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2017 sayısında