Bir Buçuk Dakikanızı Alabilir miyim?

Üst komşunun temizlik gürültüsüne, alt komşunun misafirine, çöpü sadece o gün alamayan kapıcıya, markette kasiyerin hızına rağmen bir öndeki müşterinin poşetlerine tahammülümüz yok. Tıpkı yağmurun-güneşin-karın bizim beğenmediğimiz (!) Süresine ve şiddetine olmadığı gibi...

Semerkand Aile Dergisi - Bir Buçuk Dakikanızı Alabilir miyim?
GAMZE GÜRLER KIRCILI

90’larda çocuk olanlar hatırlayacaktır. Pazar günleri dört gözle beklediğimiz bir program vardı. Kabarık saçlı bir amca, her pazar tuvalin başına geçer, altyazılı mırıldanmalar eşliğinde resim yapardı. Herkes benim gibi resmin içine girerek mi izlerdi bilmem, son fırça darbesine kadar gözümü bile kırpmazdım. Ressamlara özenen ama Cin Ali çizerken bile altı hata yapabilen bir yeteneksiz için muhteşem bir yarım saatti o çünkü. O gün yaptığı resim her ne ise ertesi haftaya kadar ara ara aklıma gelir ve hayali bile heyecan vermeyi başarırdı.

Yakın zamanda internette dolanan bir video, tekrar o pazarlara götürdü beni. 1,5 dakikalık hızlandırılmış videoda, yağlı boya bir portre çizimi vardı. Ve ben, kelimenin tam anlamıyla “dumura” uğramıştım.

Bir eski-yeni kıyaslaması üzerinden duygusal çıkarımlar yapmayacağım ama bu hızlandırılmış videonun canımı acıtışını sizlerle paylaşmadan da edemedim. Ressamın her dokunuşunun, paletin her milimetrekaresinin emek olduğu bir tablonun doğuşunu görebilmek, ben çocukken bir konfordu. En azından meraklısı için… Şimdi ise haber akışında her an rastlanabilen, 1,5 dakika olan ve ona bile tahammül edemeyip ileri sararak finaldeki halini görmek istediğimiz sıradan bir şey… Evet. Bizler artık, 1,5 dakikaya bile hak ettiği kıymeti veremez olduk dostlar…

Bu Hız İhtiyacı (!) Ne Ara Yapıştı Yakamıza Böyle?

Kuyruk beklerken bir öndeki ile sohbet edebilen, arkamızda bekleyenin acelesi varsa sıramızı verebilen insanlardık biz. Şimdi fişin üzerindeki numaraya kilitlenip, sıramız geldiğinde yanlışlıkla gişeye yönelen olursa tartışmaya başlıyoruz.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Mart 2017 sayısında