Bir Teselli Mecrası Olarak Sosyal Medya

Önceleri olumsuz yönlerimizi pek açmadığımız bu mecrada artık acımızı saklama ihtiyacı hissetmiyoruz hatta özellikle paylaşıp teselli arıyoruz; dua bekliyor, destek istiyoruz.

DERYA ŞAHİN

Sosyal medyada acı paylaşımı deyince aklımıza ilk gelen şehit ve yaralı haberleri oluyor. Toplumun genelindeki duyguların dışa vurumu olan bu paylaşımları kan bağışı, ilik nakli, yurtdışında tedavi imkanı yahut çok zor ulaşılan bir ilacın temini gibi yardım kampanyası içerikli paylaşımlar takip ediyor. Sadece sağlıkla ilgili değil barınma, ısınma, beslenme yahut kütüphanesi olmayan bir okula kitap toplama gibi çok çeşitli başlıklarda yardım faaliyetleri düzenlenebiliyor. Kolektif bir duyarlılığın ürünü olan bu tarz paylaşımların yanında artık bireysel acılarımızı ve hüzünlerimizi de sosyal medyada sıkça paylaşır olduk. Daha doğrusu önceleri olumsuz yönlerimizi pek açmadığımız bu mecrada artık acımızı saklama ihtiyacı hissetmiyoruz hatta özellikle paylaşıp teselli arıyoruz; dua bekliyor, destek istiyoruz.

Şubat sayımızda, daha çok mutluluk tablolarının çizildiği sosyal medyada acı ve hüzün içerikli paylaşımlara nasıl geldiğimizi okuyacaksınız. Elife Ateş’in hazırladığı kapak dosyasında acılarımızı sosyal medyada paylaşma nedenimiz reel hayattaki yalnızlığımıza dayandırılıyor. Yalnızlaştıkça sosyal medyaya meylimizin arttığı, sosyal medyaya rağbet ettikçe de yalnızlaştığımız gerçeği ise çarpıcı bir biçimde karşımıza çıkıyor. Sosyal medyada acı paylaşımının benzer acıları yaşayan kişilerde yalnız olmadığı düşüncesine vesile olduğu ve zorluklar karşısında daha güçlü durmaya yardımcı olduğu da belirtiliyor. Kapak konusunu destekleyen bir de röportaj var bu ayki dergimizde. Psikolog Esra Yaman’la “Acılarımızı Neden Sosyal Medyaya Aktarıyoruz?” sorusu üzerinden konuştuk mevzuyu. İlgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Şubat sayımızda karne heyecanının yaşandığı ailelere seslendi bu ay Hüseyin Okur. “Karneye Baktığımız Kadar Çocuklarımıza da Bakalım” diyen Okur, dersleri önceleyip ahlakı ikincil görmemek konusunda anne babaları uyarıyor. Yazının ilginç olan kısmı ise bu hususta din eğitimi alan çocukları da ayrı tutmaması. Karneyle ilgili bir başka köşe daha var bu ayki dergimizde. Karne sonrasında ne yapmalı ne yapmamalı, eskiden karnede ne yapılırdı artık ne yapılamaz hale geldi merak ediyorsanız severek okuyacağınız bu sayfaya davet ediyoruz sizi.

Gelecek sayımızda görüşünceye dek Allah’a emanet olun.

derya.sahin@semerkandaile.com