Acıyı “Paylaş”mak

Eskiden sadece potizif, mutlu, güzel anlarımızı paylaştığımız sosyal medya artık reele bir adım daha yaklaştı ve acılar, olumsuz hadiseler de bu mecrada yerini almaya başladı.

Semerkand Aile Dergisi - Acıyı “Paylaş”mak

ELİFE ATEŞ

“Bir çocuğun büyüyeceğini görememek ne demek onu bildin mi? Hiç bilir misin bu duyguyu? Hayat devam edecek. Birileri yeni kitaplar yazacak, okuyamayacaksın. Yeni filmler çekilecek, izleyemeyeceksin. Bunlar kolay, alışır insan. Ama onu büyürken izleyememek, yanında olamamak… Baba, yüreğim yangın yeri gibi biliyor musun? Gözü arkada kalmak böyle bir şey galiba. Onun hayatında yutkunamadığı bir yumru olacağım için de hep kendimden nefret ediyorum.” Hepimizin muhtemelen birkaç defa seyrettiği bir filmden replikti yukarıdaki satırlar. Ölümcül hastalığı olan genç bir baba, küçük oğlunu yaşlı babasına emanet ederken kuruyordu bu cümleleri. Onun acısı; hastalığı, geride bıraktıklarının ve geride bıraktıklarına bırakacağı acının kaygısıydı.

Bir de geride bıraktıklarının acısı olacaktı tabii. Yaşlı bir babanın evlat acısı ve küçük bir çocuğun baba acısı. Evladın boğazında yutkunamadığı bir yumru olacaktı “baba” kelimesi. Babasını kaybettiği için hep bir yanı eksik kalacaktı. Yaşlı baba ise oğlunun akıbetinden kendini sorumlu tutacaktı bir müddet; onun da bağrında bir yumruk olacaktı genç oğlunu toprağa vermek… Bir daha onunla aynı sofra etrafında birleşemeyecekler, belki onun sevdiği bir yemeği bir daha yiyemeyecekler, onunla birlikte gittikleri bir yere bir daha gitmeye cesaret edemeyeceklerdi. Onunla birlikteyken yaptıkları ve mutlu olmalarına sebep olan her şey onun kaybıyla birlikte birden zıt bir anlama bürünecek, mutsuzluk kaynağı olacaktı. Fakat o baba ve o evlat bugüne kadar o acıyı deneyimleyen ne ilk kişiydiler ne de son olacaklardı…

Acı Nedir?

Acı aslında hayatın göbeğindedir ve anormal gibi algılansa da son derece normaldir. Psikolog Esra Yaman’ın “acı” tarifi de acının olağanlığı savımızı destekler nitelikte. Bakın, Esra Yaman acıyı nasıl tanımlıyor: “Biz insanlar bir yakınımızı kaybettiğimizde, yakınlarımızda ciddi bir hastalık ile karşılaştığımızda ya da kendimiz herhangi bir travmatik olaya maruz kaldığımızda genellikle ‘acı’ duyarız. Eğer yaşadığımız bu deneyimler ani ve beklenmedik bir anda gerçekleştiyse hissettiğimiz acı katlanarak artar.

Yazının devamı; Semerkand Aile Dergisi Şubat 2017 sayısında